Torbalı Ege Gazetesi

Suçlu kim?

Suçlu kim?
Yaşar CEYLAN
Yaşar CEYLAN( yasarceylan@torbaliege.net )
1.576 okundu
28 Aralık 2018 - 10:31

Sosyal medya ayrı bir alem hayatımıza girdiğinden beri bir çok şey değişti ama değişmeyen hatta katlanan bazı şeylerde oldu. Bunlardan en çok dikkat çekeni gıybet ve iftiranın hızla yayılması ve araştırma yeteneği olmayanların her şeye inanması ve doğru gibi yayılmasına da katkı sağlaması oldu.

Günlük hayatımızda mahalle ve kendi semtimizde kalan bir çok dedikodu ya da iftira artık dünyanın diğer ucuna kadar bir saniyede yayılıyor. Ve hiç kimse bunun aslını astarını araştırma zahmetine bile katlanmadan inanıyor. Mesela adam bir ayet paylaşmış sayfasında bakıyorsun ki verilen ayet numarasında öyle bir şey yok. Adama soruyorsun bunu paylaşmışsın ama bu numaralı ayette böyle bir şey yok, acaba numarayı mı yanlış yazdın?  Cevap vahim ben onu başkasının sayfasından kopyaladım.  Daha da vahimi incelediğinde Kuran’da böyle bir ayet bile yok. Araştırmadan duyduğumuz her şeye inanmak gibi kötü bir alışkanlığımız var. Çünkü tembeliz. Araştırma zaman ister emek ister.

Oysa ki duymak ve duyduğuna inanmak kolay ve zahmetsiz. Eskiden çocukken kulaktan kulağa diye bir oyun oynardık ilk başta verilen kelime son kişiye geldiğinde bambaşka bir kelime olarak ortaya çıkardı ve eğlenirdik. Meğer o bir oyun değilmiş hayatın kendisiymiş. Duyduğumuz bir şeyin aslını araştırmak mantık süzgecinden geçirmek gibi bir derdimiz yok da bari duyduğun şeyi olduğu gibi aktarabilsek. Artık bu durumdan öyle çok ürker olduk ki bir yakınımızı hastaneye götürsek ya da başımıza ufak bir iş gelse hemen ailemizi arayıp ilk bizden duysunlar diye panikle telefona sarılıyoruz.

Çünkü bizi orada gören birisi diğerine anlatırken o da ötekine anlatırken ve sonunda ailenize kadar konu geldiğinde basit bir işin korkunç bir olaya dönüştüğünü ve aileniz panikle arayıp doğruyu söyle saklama diye haykırışlarına defalarca tanıklık ettik. O kadar çok örnek var ki hepimiz biliyoruz.  Adam arabanın önünü hafifçe çarpsa akşam eve geldiğinde karısını ağlarken bulur çünkü akşama kadar o küçük bir çarpma büyük bir kazaya dönüşmüş hatta bir çocuğa çarpmış falan olur. Adamı bankada görüp bataktaymış kredi çekmeye uğraşırmış falan.   Bir kız çocuğu bir hatamı yaptı yandı. Birkaç saat sonra adını bile bilmedikleri birisi hakkında söylenenler insanın kanını dondurur. Olay artık dedikoduyu geçip iftiranın en pis halini alıyor ve maalesef gerçekmiş gibi kulaktan kulağa dolaşıyor. Bir de lafın sonuna ben diyenlerin yalancısıyım günahı boynuna gibi bir cümle iliştirilir ki sanki bu cümleler kullanıldığında atılan iftiradan yapılan gıybetten kendi payına düşen günahtan kurtulmuş olur.

Hepimiz bu durumdan son derece muzdarip son derece rahatsızız ama nedense sorsak hiçbirimiz bu zincirin bir halkası değiliz. Hiç birimiz bu zincire halka olmuyorsak bu dedikodu kazanı nasıl bu kadar kolay kaynayabiliyor ve bir iftira nasıl bu kadar gerçekmiş gibi ortalarda dolaşabiliyor. Hepimiz masumuz hep öteki suçlu öyle mi? Mesnetsiz ve bilgisiz ne kadar çok şey konuşuyoruz. Günlük hayatta, kişiler hakkında, siyaset hakkında ve daha pek çok şey hakkında. Ve hiç birimiz suçlu değiliz değil mi?  Vicdanları yoklamak aslını öğrenmek ya da duyduğunu duyduğun yerde bırakmak gibi bir gayemiz yok ama yine de hepiz masumuz öyle mi?  Öyleyse suçlu çukur dizisindeki karakuzular…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
#
KÖŞE YAZARLARI
#

Yeni sitemizi nasıl buldunuz?

Yeni sitemizi nasıl buldunuz?

  • Çok iyi --> 11
  • İyi --> 8
  • Daha iyi olabilir --> 7
Gönder
Sonuçlar
#
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-
#

Torbalı EGE Bir ÖZÇELİK GRUP Kuruluşudur. Powered BY SMedia Dijital Ajans