Şırınga Usulü

Dün yayımlanan gazetemizde teknoloji ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bugün televizyonun hayatımıza girmesiyle birlikte ne gibi değişimler meydana geldi hep birlikte gözlemleyelim bakalım. Görsel sesli iletişim unsurlarından biri olan televizyon, ülkemize 1950’li yıllarda girdi. İlk olarak siyah beyaz görüntüler ile izlenen televizyondan renkli televizyonlara geçtik. O yıllarda herkessin sahip olamayacağı bir teknoloji olan bu materyal, yıllar geçtikçe evimizin bir köşesinde olmazsa olmaz bir araç kategorisine girdi.Günümüz yıllarında televizyonsuz ev neredeyse yok. Hatta balkonlara monte edilen televizyonlar, mutfağa, oturma odasına vesaire… Bir taneyle bile yetinmiyoruz. “Aman mutfağa da televizyon alalım bey, yemek yaparken canım sıkılmasın.”Bu cümle ile eşinden talepte bulunan birçok ev kadınlarına şahit oldum. Ev hanımları sürekli evdeki işler ile meşgul olduğu için bir ses duymak belki de kendilerini yalnız hissetmemek amacıyla bu istekte bulunuyorlar. Bir yandan soğan doğrarken diğer taraftan ekrana bakakalıp pembe dizileri izliyorlar. Bana kalırsa burada sorgulanması gereken kadınların özellikle ev hanımlarının pembe dizileri, aşk filmlerini izlemesinde ki asıl nokta ne? Birde izlemekle kalınmıyor, hüngür hüngür ağlıyorlar. Asla burada ev hanımlarını küçük düşürme gibi bir niyetim yok. Onların iç dünyalarını anlayabilmek, sorgulayabilmek tek amacım. Buranın altında yatan nedenleri yazımın son kısmında değerlendireceğim.Ne demiştik televizyonun hayatımıza girmesi sorunsalı. Bana göre bir sorun teşkil ediyor. Çünkü genelleme yaparsak çoğu erkekler, işten eve geldiği zaman direk televizyon kumandasını eline alıyor ve bacaklarını uzatarak koltuğa şöyle bir yayıla yayıla oturuyorlar. Ve güncel haberleri takip ettikten sonra vurmalı kırmalı diziler izlemeye başlıyorlar. Yahu işten gelmişsin bir eşinin, çocuğunun halini hatırını sor. Onlarla birlikte bir zaman geçir. Neden koca ekranın içine hapsolup, aile kurumunu zedeliyorsun. Evet, zedelemek. Televizyon aile yapısını zedeliyor. Türk toplumunun örf ve adetleri en önemli değerlerinden olan aile, yıllar içerisinde bambaşka bir şekil aldı. Televizyonların, izleyicilere dayattığı yüksek kültür unsurları içeren Türk toplumuyla yakından uzaktan alakası olmayan bir aile tablosu çizilerek, Türk aile yapısı profili, oluşturuluyor. Hangimiz evimizde ayakkabılarla geziyoruz, süslü süslü pahalı abiye tarzı kıyafetler giyinip havuz başında kahvaltı yapıyoruz. Yada kırmızı etin yanında, şarap mutlaka tükeniyoruz?

Televizyon, çok tehlikeli bir silah. Türk toplumunda var olmayan, modernlik adı altında değerlerimizin asimile edildiği, batı kültürüne özendiren ve onların kültürlerini normalleştirip, dizi ve filmlerle bizler uzun vadeli bir dayatmaya maruz kalıyoruz. Ve bu dayatma kendi rızamız ile gerçekleşiyor ne yazık ki… Hayır, izlemeyin o pembe dizileri, şiddete özendiren filmleri, saçma sapan bomboş, eğitici yönü bulunmayan aksine olumsuz davranışlar içeren, özellikle çocukların ve gençlerin davranışlarında etkili olan. Yeni jenerasyona bakarsak eğer söylemek istediklerimi çok iyi anlayacaksınız. Gençler, televizyonda gördüklerini kendi hayatlarında gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Ailelere bile artık bazı şeyler normal geliyor. Neden? Çünkü televizyon o bilinci ekti artık. Her şey normalleşti, sıradanlaştı, meşrulaştı…

Moda, popüler kültür, yüksek kültür… Modern toplum çatısı içerisinde, kapitalist sisteminin tamda çarkını döndüren dişler. Bu unsurları nasıl toplumlara ekebilir ve çarkı nasıl döndürebilirim? Bu sorunun cevabını aramak çok zor olmamalı. “Sihirli Kutu”… Televizyon aracı ile toplumların ne giyineceğine, nasıl davranılacağına, nasıl olmamız gerektiğine karar veren şey… Biz düşünen varlıklarız, bu tür şiddete maruz kalmamak için değerlerimize sahip çıkmalı ve başkalaşmamalıyız.

Kadınların pembe dizi izleme alışkanlığına gelecek olursak, eşleri tarafından ilgi görmüyorlar, sevilmiyorlar ya da sevilmediğini düşünüyorlar, şefkat gösterilmiyor ve evin içinde bütün gün çocuklarının ve eşlerinin işlerini yapıyorlar. Fakat onlara zaman ayırmayan eşleri yüzünden, ekranın içerisinde gördüğü sözde aşk dolu filmleri izleyerek belki de sevgi eksikliği açıklarını kapatmaya çalışıyorlar. Bütün gün evin işinde en ağır işleri yapan ev hanımlarına, beyler zaman ayırmalı ve ilginizi eksik etmemelisiniz. Kadınlar baş tacı değil, kadınlar en kutsal varlıklardır… Necla Arpacı

 

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.