SEVGİ, SAYGI VE SADAKAT

En çok emek, en çok fedakârlık, en fazla hoşgörü,  sevgi dediğimiz o yüce duyguyu korumak için harcanmalı, yapılmalı ve gösterilmelidir. Sevgi, her yerde ve platformda savunulmalı, her tehlikeye karşı korunmalıdır. Maalesef, ülkemizin ve dünyanın çoğunluğunda, sevgi denen bu en güzel ve en çok da insanın ihtiyacı olan bu duyguyu korumaktan acizdir.

Bu gün ülkemizde sevgiyi, rengimize, ırkımıza, inancımıza ve en korkuncu da yüzyıllardır toplumların kültürlerinin ayrılmaz parçası olmuş tabularımıza kurban ediyoruz.  

Çok seviyorum, çok iyi bir insan, çok dürüst bir insan, mükemmel bir insan ama onunla çalışamam, dost olamam, arkadaş olamam, evlenemem vb. çünkü söz değimi yerindeyse o benim tabularımın esiri değil ÜZGÜNÜM!

Çoğu insanımız da sevgiyi sadece karşı cinsler arasında olan bir duygu ilişkisi olarak kabul etmektedir.  Düşünceleri doğru bile olsa yeterince sevgiyi o duygusal ilişkilerimizde bile korumaktan aciz durumdayız. O zamanda, anlamsız tartışmalara, egolarımıza, yetersizliğimize vb. Sevgimizi kurban ediyoruz.

Allah, aile, çocuk, anne, baba, ağaç, hayvan vb. Sevginin çeşitleri vardır. Kainattaki her şeye sevgi ile bakabilen insan tam anlamı ile arif ve Erdemli insan demektir. Ama zaman zaman biz bu sevgimizİ de nefsimize ve dünyalık çıkarlarımıza feda ediyoruz.

Seven insan, saygılı ve sadakatli olur.  Saygının ve sadakatin en büyük gıdası sevgi, sevginin de gıdası, saygı ve sadakattir. Hayatı huzurlu ve mutlu yaşamanın anahtarı sevgidir. Sevgi kapısı açıldığında girilen mekân huzurlu bir mekândır. Sevgiyle sarılmış, korunan bir mekânda iblis yaşamaz, iblisin yaşamadığı bir yerde nefsin kontağı her zaman kapalıdır. Sevgi ve saygıyla donatılmış mekânların hizmetkârları hangi görevleri yüklenirlerse yüklensinler birbirlerine bağlılık ve sadakat gösterirler.

Sevginin, saygının ve sadakatin olmadığı her yerde, iblisin bağları çözük, kösteği boşa alınmıştır. İnsanı hainliğe, fitneliğe ve yalancı olmaya sürükler. İnsanlarımız, şerden korkar ama 3s’yi bilmediği için bir türlü nefsinin esaretinden kurtulamaz.

Kendini de “Denize düşen yılana sarılır” diye teselli eder, “kader” Deyip… Teslimiyetçi olurlar. Sevgi, saygı ve sadakat üç değerli insanlık meziyetleridir. Bu meziyetleri kazanmak her yiğidin harcı değildir. Ama çok kolay kaybedebiliriz.

 

SEVGİYİ BİLENLER

 Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"diye. "Bakın göstereyim" demiş ermiş.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da "derviş kaşıkları" denilen bir metre boyunda kaşıklar.

Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

 

Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını.

 

Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.

"İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz, şunu da unutmayın, hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman”.

HOŞÇA KALIN

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.