Neden Gençlik Nasıl Gençlik?

Önceki haftada ülke gündemleri konusunda bastıra bastıra “gençlik” demiştim. Nedenini de yazının sonunda belirtmiştim: “Gençlik yeniliktir. Gençlik cürettir. Gençlik fikirdir. Ve ülke gençliği ilgisiz alakasız değildir. İlgisiz alakasız bırakılmıştır.”

Gel gelelim neden? Neden gençlik ülke siyaseti ile alakadar olmalıdır ve neden alakasız bırakılmak istenmiştir?

Burada söylevimi “muhalif” kesime yöneltmek durumundayım. Zaten hükümeti destekleyenlerin söylediğim konuyla ilgili bir rahatsızlığı yok. Bugün vatanını, anayurdunu, Anadolu’yu seven her bireyin; memleketin geleceğinin, para babalarının iki dudağı arasında olmasından rahatsızlık duyması zorunluluktur. Muhalif olduğunu iddia edip de tavır takınmayanlar ise tabiri caizse “boyun eğmiş”tir.

Öyleyse gençliğin neden sindirilmeye çalışıldığını soralım. Dünyadaki “süper güç” diye tabir ettiğimiz ülkelerin; hem jeopolitik olarak önemli, hem de müthiş bir kültürel karışım barındıran, aynı zamanda ortadoğuda laik bir ülke olma özelliğini taşıyan ülkemizi rahat bırakacağını hiçbir gerçekçi insan söyleyemez. Ülkemiz üzerinde “güçlü devletlerin, gelişmemiş ülkeler üzerinde baskı yoluyla, ekonomi başta olmak üzere iç ve dış işlerine müdahalesi” söz konusudur. Adına kısaca “emperyalizm” diyoruz. 

Yakının tarihimize göz atarsak bazı açık seçik örnekler görmememiz imkânsız. Kırklardan ellilerden, seksenlere kadar olan dönemde; farklı fikirlerin ifade biçimi taş ve sopa olmuştur. Bunun sebebi ise biraz keskin bir dille söylersek; emperyalist projelerin Türkiye’deki yürütücüsü konumundaki hükümetlerin ve destekler görünmek istemese de onların ekmeğine yağ süren güruhların; muhalif –daha çok sol- cenaha saldırıları ve kışkırtmaları olmuştur. Objektif bakan her göz bunu fark edecektir.

Bu olaylardan sonraki kırılma noktası ise seksen darbesi olmuştur. Darbe ile az önce tanımını yaptığımız “emperyalizm”in ülkemizde örülüşü müthiş bir hız kazanmıştır. Ve tabii ki bu süreçte de ülkemiz gençliğinin bunun farkında olması istenmemiştir. Peki ya başarıya ulaşıldı mı? Bu sorunun cevabı 2013 Haziranında bu projeyi yürüten hükümetin suratına tokat gibi çarpmıştır!

Türkiye o güne kadar nadir görülmüş bir yaratıcılığa ve dayanışmaya sahne olmuştur. Bu olaylar ise halkın biriktirdiği öfkenin bir sonucuydu. Daha sonra? Aldığımız haberlere göre gerici grupların liselere gelip bildiriler dağıtmasına hükümetin koyduğu idareciler ses çıkarmıyor; bu gruplar liselerin öğrencileri tarafından kovuluyor. Ve tabii geçen Şubat ayındaki uyarı boykotunu da hatırlatmakta fayda var. Sadece bunlara bakarak diyebiliriz ki, ülkede gençlik var, umut var!

Şimdi de –söylemek ne kadar acı verici de olsa- fiilen bölünmüş ülkemizin gençleri ve emekçileri olarak bir araya gelmenin, hükümetin ve emperyalizmin ölesiye korktuğu birliği sağlamanın vaktidir. (Bu korkunun en büyük kanıtı ise, Gezi’de direnen kitleler ile doğuda direnen kitlelerin birleşimi niteliğindeki Emek Barış ve Demokrasi Mitingi’ndeki patlamadır. Ankara Katliamı’dır.)

(Fiilen bölünmüş ülkemiz, emekçiler ve gençlik bir başka yazının konusudur.)

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.